Dik bir yokuş var... Çok dik... Yürürken önünü görebilmen için kafanı yukarı kaldırman gerekiyor. Ben de baktım yukarı, binaların arasından odanın camını gördüm. Ne salonun ışığı yanıyordu ne de ev arkadaşının odasının. Sadece senin odandan gelen ışık vardı kırmızı perdenin arkasında. Neden salonda olmadığını anlamaya çalıştım içimden. Yeni gelmiş olamazdın, saat uymuyordu. Belki de televizyon izlemek istemedin diye düşündüm bir an ama sonra telefonda olman daha mantıklı geldi. "Annesiyle konuşuyordur" diye geçirdim içimden. Oysa ki ne kadar yanılmışım tahminlerimde...
2 saat kadar dayandıktan sonra söyleyebildiler bana o sonu... Kelimeler beynime çarptıkça düşüncelerimi bozuyor, şekilden şekile sokuyordu. Ne kadar oldu ki daha? Çok mu oldu yoksa? Ben durumum değişmeden sonsuza kadar kalsam koymaz gibi geliyordu ama sende değişmiş bile. Hem de yılbaşından hemen sonra.
5 Şubat 2009 gecesi saat 21:00 suları... 15-20 dakikalık bir muhabbet, sonra hava almaya çıkıyoruz... Kırmızı perdeli odanın ışığına yine bakıyorum, sanki az önce temelli gittiğini bana haber vermemişler gibi... Yoksun. Işık da yok... Az önce yediğim yumruğun etkisini yeniden hissediyorum midemde. Yok olmak istiyorum ama düşünceler peşimi bırakmıyor. Belki de o sırada yeni sevgilinle buluşmak için beraber aldığımız aynanın önünde süsleniyordun. Belki de, telefonun ucundaki annen değildi...
Manzaraya iniyoruz, banklarda çiftler oturuyor, Acaba biri sen misin diye bakıyorum, yoksun. Manzara değişmiş, bizim bıraktığımız gibi değil. Sen de değilsin. Odamda duran resimlerindeki gibi değilsin. Elinde başkasının eli, gözünde başkasının gözü var...
O kadar oldu mu gerçekten? Bu sonun zamanı gelmiş miydi gerçekten? Yanyana resimlerimiz kaldırılmalı mıydı tamamen?
5 Şubat 2009 gecesi, saat 21:00 suları... Niye hala hazmedemiyorum olanları?
Dün gece boyunca dinlediğim şarkı, bir manası olması lazım diyordum birden bire ortaya çıkmasının:
Dünyada inanmazdım biteceğine,
Beni böyle bırakıp gideceğine,
Şarkıların günahı yok,
Acıtan sensin içimi.
Hangimiz istedi söyle,
Bu adaletsiz seçimi.
Hayalin kırılınca,
İmkansızı umunca,
Korkulan gerçek olunca,
Gözyaşım kurumuyor...
6 Şubat 2009 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder