Uzun zaman sonra güzel bir gün geçirdim. Önce şirket eğitimindeki güzel aktiviteler sonra da Caner'in doğum günü. Aslında bütün gün boyunca hissettiğim mutluluk tamamiyle akşamki buluşmayla alakalı. Bana uzun gelen bir zaman aradan sonra en yakın arkadaşlarımla, hem de hepsiyle beraber, yeniden bir araya geldik. O kadar keyif aldım ki, kimse evine dönmesin istedim. Hepsini çok özlemişim, keşke müsait olsalardı da daha fazla kalabilseydik beraber.
Elimden geldiğince yeni buluşmalar ayarlamak isterim hep ama hiçbiri benim kadar uygun değil.
Seçil ve Övünç iş ve master'ı bir arada yütüyorlar. Caner ve Hande de aynı şekilde. Master yapmayan bir tek ben ve Güneş varız. Güneş de bana göre daha fazla görüşürüyor Seçil ve Hande ile. Caner'in Berna'sı var. Bense...
Bense ne master yapıyorum ne de onlardan başka kendimi bu denli mutlu hissettiğim zaman ayırabilecek birileri var hayatımda. Ama yine de...
Her zaman buluşamasak da, ya da onların hayatlarında ne kadar önemli olduğumu bilemesem de, ayrı ayrı hepsinin bende çok özel yerleri olması bana huzur veriyor. Bugün eğitimde "Hayatınızda yaptığınız en iyi şey?" sorusuna "Müzikle ilgilenmek" cevabını verdim ama aslında şimdi tekrar düşündüğümde benim hayatımdaki en iyi şeyler: Caner, Hande, Seçil, Övünç ve Güneş...
İyi ki varsınız.
27 Şubat 2010 Cumartesi
22 Şubat 2010 Pazartesi
Dil Yarası
1. Açılış, açılma.
2. Gülme, gülüş.
3. Alay etme, eğlenme.
Bir dil yarası, beni bu üç anlamdan da mahrum etmeye yetti. Kaç ay geçti bilmiyorum artık. O kadar özlüyorum ki eski günlerimizi. Serviste telefonla konuşmalarımız, evde internetten yazışmamız... Hiçbiri yok artık. Her aklıma geldiğinde kahroluyorum. Bir yol bulup düzelteyim istiyorum ama olmuyor. Nasıl bir duvar ördüysem karşıma, yıkamıyorum.
Neden diye sorunca cevabı bulmak çok kolay. Hepsi benim yüzümden. Güzel şeyler inşa etmek için geçen onca zamanın ardından bir çift sözle yerle bir ettim her şeyi. Sonra anlayınca hatamı, bekledim soğusun diye, bekledim geçsin diye. Hani her şeyin ilacıydı ya zaman, bunu da çözer dedim. Oysa ki tüm bu beklemeler boyunca zaman bana, boş telefon ekranını iki de bir kontrol etme alışkanlığından başka bir şey kazandırmadı, bundan sonra da kazandıracak gibi durmuyor.
Şimdi yakın bir zamanda askere gideceğim, iyice uzaklaşacağım. Çıkan yere bağlı olarak belki de 5-6 ay hiç görüşemeyeceğim. O zaman ne olacak? Zaman çözüm olmuş olacak mı? Yoksa iyice mi perçinleyecek bana olan soğukluğunu...
Çok korkuyorum canım arkadaşım, gerçekten çok korkuyorum...
2. Gülme, gülüş.
3. Alay etme, eğlenme.
Bir dil yarası, beni bu üç anlamdan da mahrum etmeye yetti. Kaç ay geçti bilmiyorum artık. O kadar özlüyorum ki eski günlerimizi. Serviste telefonla konuşmalarımız, evde internetten yazışmamız... Hiçbiri yok artık. Her aklıma geldiğinde kahroluyorum. Bir yol bulup düzelteyim istiyorum ama olmuyor. Nasıl bir duvar ördüysem karşıma, yıkamıyorum.
Neden diye sorunca cevabı bulmak çok kolay. Hepsi benim yüzümden. Güzel şeyler inşa etmek için geçen onca zamanın ardından bir çift sözle yerle bir ettim her şeyi. Sonra anlayınca hatamı, bekledim soğusun diye, bekledim geçsin diye. Hani her şeyin ilacıydı ya zaman, bunu da çözer dedim. Oysa ki tüm bu beklemeler boyunca zaman bana, boş telefon ekranını iki de bir kontrol etme alışkanlığından başka bir şey kazandırmadı, bundan sonra da kazandıracak gibi durmuyor.
Şimdi yakın bir zamanda askere gideceğim, iyice uzaklaşacağım. Çıkan yere bağlı olarak belki de 5-6 ay hiç görüşemeyeceğim. O zaman ne olacak? Zaman çözüm olmuş olacak mı? Yoksa iyice mi perçinleyecek bana olan soğukluğunu...
Çok korkuyorum canım arkadaşım, gerçekten çok korkuyorum...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
