Bu, blog'uma işyerinde yazdığım ilk yazı. Garip duygular içindeyim. Olayı iki farklı bakış açısından incelersek birbirine tamamiyle zıt iki sonuç çıkıyor ortaya.
1) İşyerinde sadece çalışmıyorum, kendime de zaman ayırabiliyorum. Ayrıca blogspot'a giriş yapıp yazı ekleyebiliyorum.
2) Bu saatte iş yerinde ne işim var? Tüm gün oturduğum sıkıcı masada kendime zaman ayırsam, blog yazsam ne olur sanki?
İkincinin doğruluk payı sanki daha yüksek.:( Aslında yazma şansım da olmazdı da, eve gitmeden önce az bir zaman boş kaldım. Elimdeki milyonla işten yalnızca bir tanesini belirli bir noktaya kadar getirdim. Bundan sonraki adım da kısa sürede bitebilecek bir şey olmadığından, orasını yarına bırakıyorum.
Düşünüyorum da, şimdi her şey elektronik ortama aktarıldı ve yaptığımız işin kendisi, aslında fiziksel olarak görülemeyecek, elle tutulamayacak bir durumda. Hal böyle olunca, başımda yığınla iş de olsa, boş da olsam masamın görüntüsü hep aynı kalıyor. Belki eskiden olduğu gibi işler dosyalar şeklinde masanın üstünde dağ gibi birikse ve biz onları erittikçe dosyaları masamızdan kaldırıp atsak, daha keyifli olmaz mıydı?
Not: Bilgisayarımın masaüstü, yoğun olduğum zamanlarda dolup taşıyor ama işler bittiğinde orayı temizlemek, gerçek bir dosya temizliği kadar keyif vermiyor be.
8 Nisan 2009 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder