
Buradan Mert Bey'e, binlerce teşekkür. Yarın şirkette de edeceğim. Onun sayesinde girdiğim ortamı anlatmak için kelimeler yetmez ama, hadi bir deneyelim...
İki çeşit kabak kemane. Biri uzun biri kısa. Uzun olanı yabancı bir kız çalıyor ama kız bizim makamları ve peşrevleri isimleriyle beraber öğrenmiş. Harika çalıyor. Ben Türkçe konuşurken arada söylediğim "Hicaz Peşrevi" lafını bile çözdü anında. Kısa olan enstrümanın ismi de Kabak Kemane mi bilmiyorum ama onu çalan da insanın gönül teline dokunuyor direk. Onların karşısında bir ud üstâd'ı. Profosyonel bir kariyeri de olan bir insan. Tüm bunların yanında ise hepsi ayrı birer usta olan dört vurmalı çalgıcısı. Doğal olarak ben çekingen davranıyorum ve ilk başta sadece dinlemekle yetiniyorum. Ama bir gözüm sürekli klarnetimin çantasında. Bir dayanıyorum, iki dayanıyorum ama sonunda ne kaybederim deyip enstrümanımı hazırlıyorum. Benim klarneti görünce, çalan grupta da meraklı gözler görüyorum. Yine ne olur ne olmaz diye sesimi çok açmadan sadece onların çaldığı sesleri bulmaya çalışıyorum ama galiba beni yavaş yavaş duyuyorlar ki sonra durup beni ortalarına davet ediyorlar. Beni çok büyük bir heyecan dalgası sarıyor tabi. Böyle mükemmel bir grubun merkezine yerleşiyorum ve herkes benden bir giriş yapmamı bekliyor...
İşte o an "hicaz peşrev" çıkıyor iki dudağımın arasından. Büyük bir heyecanla giriyorum parçaya. Diğer müzisyenler anında uyuyorlar benim çaldığım notaya tabi. Komalarda hata yapıyorum ama insanların bakışlarından göze batmadığını da görüyorum. O parçanın bitiminde hemen ara vermeden "Duydum ki unutmuşsun" ve "O ağacın altını" şarkılarını giriyorlar. Burada bile bir incelik var, hem hicaz makamında devam etmiş oluyoruz hem de benim çalabileceğim, nispeten kolay parçalarla devam ediyoruz. Sonra, artık çok yavaşladığımız için, ve yine benden maalesef, hızlı bir parça bekliyorlar. Şükür ki Nihavend Longa var. Ama niyeyse ben de biraz fazla hızlı giriyorum parçaya. Ama öyle sesler öyle güzel oluyor ki onlarla beraber çalınca, bir ara şarkının ortasında, zorla da olsa Nihavend Taksim bile yapıyorum. :)
Böyle bir grupla beraber çalmak benim için hayal gibi bir şeydi ama şimdi bu gerçek oldu. Tekrar çok teşekkürler Mert Bey. Devamını merakla bekliyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder