4 Mayıs 2009 Pazartesi

Devrim Arabaları

Önce şirketten 1-2 Mayıs'a eğitim koydular. Sonra 1 Mayıs resmi tatil ilan edildi. Ben de söylendim kendi kendime herkes tatil yaparken ben cuma cumartesi çalışacağım diye. Neyse ki 1 Mayıs'a birkaç gün kala bizim eğitimi de iptal ettiler de ben de 3 günlük tatile sahip oldum.
İşçi Bayramı sebebiyle Devrim Arabaları filmi yeniden vizyon'a girmiş. Annemle babamla ne zamandır sinemaya gitmiyoruz, en güzel fırsat bu fırsattır dedim ve ben de kaçırdığıma zaten üzüldüğüm için bu filme gitmek istedim. İyi ki de gitmişiz çünkü çok güzel bir filmdi. Oyuncular zaten başarılı insanlar. Onları ayrı ayrı anlatmaya gerek yok. Ama filmin insan üstünde bıraktığı etkiden biraz olsun söz etmek lazım. En azından benim üzerimdeki çok fazlaydı.
Bir mühendis olarak, o tarihlerde mühendisliğin toplum içindeki yerine çok imrendim. Şimdi hem mühendis sayısı çok fazla hem de okuma koşulları eskiye göre çok kolay olduğundan mühendislik eski ihtişamını tamamiyle kaybetmiş diyebiliriz. Yine ben dahil çoğu mühendis de mühendislik işi yapmıyor hayatında. O zamanlar mühendis olabilmek için şimdikinden kat kat fazla çalışmak gerekiyordu ki o koşullar düşünüldüğünde bunu başarabilmek için çok büyük bir azim gerekiyor.
Oradaki bir grup insan da bu azme ve hırsa sahip insanlardı. Zamanın az, tecrübenin eksik ve yan sanayiinin yetersiz olması onları durduramazdı. Denemekten vazgeçmezlerdi hiç. Günlerini gecelerine katıp çalışırlar, eşlerinden dostlarından uzak kalırlar ama yine de işlerini en iyi şekilde bitirmeye uğraşırlardı.
Film boyunca oradaki insanların çalışmalarını izlerken, üniversite yıllarımda proje-sınav zamanlarındaki sabahlamalarımın aslında ne kadar küçük şeyler olduğunu farkettim. 24 saati aşan çalışmalar, farkında olmadan dişlerini sıkarak dolaşmak, ne yediğini ne içtiğini bilmemek, yaşamadığım şeyler değil bunlar. Ama tüm bunları yaparken ulaşmak istediğimiz gayeye bakınca, insan aradaki farkı net bir şekilde görebiliyor.
Film aynı zamanda, ülkemizin üretim ve sanayii politikasına da sürekli göndermelerde bulunuyor. Gücünün son damlasına kadar çalışan insanların yoluna taş koymak için birbirleriyle yarışan bürokrasi var sahnede. İnsanın o zamanlara dönüp araba imalatında çalışan gruba yardım edesi geliyor, onları engelleyen bürokraksiye karşı koyası geliyor ama tabi o zaman yaşayanlar yapamadığı gibi siz de hiçbir şey yapamıyorsunuz.
Sonuç olarak da yüreğinizde bir burukluk, bir acı ile adı Devrim olan bir arabanın Türkiye'de asla yürümeyeceğini izliyorsunuz.

Hiç yorum yok: